top of page

maymun

Hayat sonsuz sanılan fani bir ağaçtır ve biz maymunlar daldan dala muzları yemek için atlar dururuz. En sonunda da tepeye çıktığımızı zanneder ebediyen uyuruz. Bu ebedi uykuya kadar geçen süre de ömürdür. Ömür ise dalların ta kendisidir. Ve ben bir maymun olarak ömrümün neresinde olduğumu, hangi dalların kırık hangi dalların sağlam olduğunu ve o dalların kim bilir kaç tanesini es geçtiğimi bilmiyorum. Hiçbir zaman da bilemeyeceğim. Bu konudaki memnuniyetimin ya da memnuniyetsizliğimin pek bir önemi yok. Nihayetinde dallarda gezen bendim. Hangi dala atlayacağımı söyleyenleri dinlemeyen de bendim. Dinleyen de bendim. Özetle karar merkezi bendim. Cezbedici muzlar değil. Özgür irade...

Ben bir maymunum. Bu ağacın ne kökünü ne de içindekileri biliyorum. Neden yukarıya tırmanmam gerektiğini de anlayabilmiş değilim. Aşağıya doğru kazsak? Anlayanlar ve bilenler çokmuş sorularımın cevaplarını. Doğal olarak sürekli konuşuyorlar. Duyduklarıma inanamıyorum. Maymunun görevi bu mu olmalı, ağacın temeli buna mı dayanmalı, daldan dala atlamak zorunlu mu olmalı yani? Maymun muzsuz yaşayamaz mı?..

Ben de muz istiyorum. Biraz istemli biraz istemsiz. Bu yüzden atlıyorum daldan dala. Etrafıma bakınmadan.

Artık yorgunum. Daldan dala gezinmek istemiyorum. Öylece duruyorum. Çevremdeki maymunlar göğe doğru yükseliyor. Hiçbir şey yapmamaya devam ediyorum. Uykum geliyor. Uyuyorum. Çok derin...

Gözlerimi açtığımda bambaşka bir yerdeyim. Burası ne bir orman ne de bir ağaç var etrafımda. Ne de daldan dala atlayan maymunlar... Bir kapı var karşımda. Solumdan kapıya kadar uzanan da bir dolap ve bir raf. Yanıbaşımda bir masa. Onun yanında çekmeceler ve üstünde bir ayna. Sağ çaprazımda küçük bir komidin ve yatak duruyor. Yatağın içinde bir kız var. Uyuyor. Ömrümde bu kadar güzel ve huzurlu bir şey görmedim. Ben ömrümde zaten hiçbir şey görmedim! Yanına gidip daha yakından incelemek istiyorum. Ellerimin kollarımın bağlandığını işte o zaman fark ediyorum. Olsun diyorum, buradan da izlerim... Kız uyanıyor. İlk defa gözlerini görüyorum. Mest oluyorum. Ayaklanıyor ve masasının orada duruyor. Dileklerim kabul olmuş, baksana kız dibimde! Hem de bana bakıyor! Rüyada olmalıyım diyorum, gördüklerim gerçek değil. Haykırmak istiyorum karşımdaki çehreye:

-Uyanmak istemiyorum, lütfen burada kalmama izin ver. Sar beni ve bir daha bırakma. Korkuyorum...

Tekrar kendimle konuşmaya dönüyorum. Ellerim kollarım bağlı kalayım burada. Hareket ettiklerinde ne oluyor sanki... Karşımdaki çehre bana bakıp sırıtıyor. Neden sırıttı ki şimdi bana? Yanaklarım kızarıyor. Kafam allak bullak... Neler olduğunu çözemiyorum. Kalbim ağzımla yer değiştiyor:

-Neyin gerçek olup olmadığını bilmiyorum. Rüyaysa iyi, gerçekse kat kat iyi. Bundan sonra burada kalıp bütün ömrüm boyunca seni izlemek, sana bakmak istiyorum. Ne daldan dala atlamak ne de muz yemek, ben masanda asılı olan maymunun olmak istiyorum!

Uyanıyorum? Maymunlar. İlk defa sırıtıyorum. Rüya veya gerçek. Alemler umrumda değil. O kızın varlığı bana yeter...

bottom of page